Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Göktürkler

  • Okunma : 30

Göktürkler, 552-742 arasında Orta Asya’da birçok Türk boyunun Asena Boyu önderliğinde birleşmeleriyle oluşmuş bir topluluk ve tarihte “Türk” adını kullanmış ilk devlettir. “Gök” adı da Türkler’in o zamanki inanışlarına göre taptıkları Gök Tanrı’dan gelir. Göktürkler’in siyasal, yönetsel ve toplumsal alanda yarattığı geleneğin izleri daha sonraki Türk devletlerinde de belirgin olarak görülür.

    Orta Asya’da yaşayan Türk boyları Büyük Hun Devleti’nin 216’da parçalanmasından sonra yaşamlarını eskisi gibi dağınık olarak sürdürmeye başladılar. Zaman içinde bunların bir bölümü Çin’e bir bölümü de Avarlar’a bağlanmak zorunda kaldı. Altay Dağları'nın doğu eteklerinde yaşayan Asena Boyu da 6. yüzyılın başlarında Avarlar’a bağımlı durumdaydı. Bu sıralarda Asena Boyu’nun başına geçen Bumin 530’larda bağımsız davranmaya başladı. 534’te Batı Tabgaç (Tapa) hükümdarıyla kendi adına siyasal ilişki kurdu ve fetihlere girişti. Bumin, Töles Boyu’nun 546’da Avarlar’a karşı giriştiği ayaklanmayı bastırarak gücünü gösterdi. Avar hükümdarından da bundan böyle kendisine ve halkına daha farklı davranmasını istedi. Bu isteğin geri çevrilmesi üzerine Tabgaçlar’la birleşen Bumin 552’de Avar ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Avarlar’ın bir bölümü Çin’e sığınırken, bir bölümü de batıya göç ederek 563’te Avrupa’da yeni bir devlet kurdu.

    Böylece Göktürk Devleti’ni kuran ve Hunlar’ın eski başkent bölgeleri Ötüken’i merkez edinerek “kağan” sanı alan Bumin, batı bölgesinin yönetimini de “yabgu” sanı verilen kardeşi İstemi’ye bıraktı.

    Bumin’in 552’de ve büyük oğlu Kolo’nun da 553’te ölümü üzerine başa geçen küçük oğlu Muhan döneminde (553-572) Göktürkler iyice güçlendiler. Muhan Kağan Tabgaçlar’la işbirliğini sürdürerek Moğollar’ı ve Tibetliler’i yenilgiye uğrattı. 555’te de Avar Devleti’ne kesin olarak son verdi. 557’de Batı Tabgaç Devleti’nin dağılması üzerine onların elindeki toprakları da ülkesine kattı. Batı bölgesini yöneten İstemi de Altay Dağları’ndan Tanrı Dağları’na kadar uzanan toprakları egemenliği altına aldı. Akhunlar üstüne akınlar düzenlendi, bu devletle komşu olan İran’daki Sasaniler’le siyasal ilişki kurdu. İpek Yolu’nun önemli bir bölümünü denetimi altında tutan Akhunlar’a karşı Sasaniler’le birleşen İstemi 562’de bu devlete son verdi. Akhunlar’ın toprakları Göktürkler’le Sasaniler arasında paylaşıldı. Böylece Maveraünnehir ile Batı Türkistan’ın güney kesimi, Kaşgar, Hoten gibi merkezler ve en önemlisi İpek Yolu’nun denetimi Göktürkler’in eline geçti. Bu durumdan hoşnut kalmayan Sasaniler ipek ticaretini baltalamaya giriştiler. Bu kez Bizans İmparatorluğu ile ilişki kuran İstemi, Bizans’ın Sasaniler üzerinde baskı yapmasını sağlayarak İpek Yolu ticaretini yeniden düzene soktu.

    Göktürkler’i büyük bir imparatorluk durumuna getiren Muhan 572’de, İstemi de 576’da öldü. Muhan’ın yerine kardeşi Tapo, İstemi’nin yerine de oğlu Tardu geçti. Budacılık’ı benimseyen Tapo döneminde ülkede Çin’in etkisi güçlendi. Tapo Çin’in içişlerine de karıştı. Pekin’e bir sefer düzenledi ve Çin yönetiminden bazı ödünler kopardı. Ama Tapo’nun öldüğü yıl olan 581’de Çin’de Sui hanedanı birliği sağlayınca bu kez durum tersine döndü. . Bundan sonra Çinliler Göktürkler’in içişlerine karışmaya başladılar. Çinliler, Tapo’nun ölümünden sonra devlet konseyinin Kolo’nun oğlu İşbara’yı hükümdar ilan etmesi üzerine, Muhan’ın oğluyla Tapo’nun oğlunu yeni hükümdara karşı kışkırttılar. Büyük bir karışıklık içine düşen Göktürkler üstünde Çin’in etkisi iyice arttı. İşbara’nm 587’de ölümünden sonra başa geçen bütün hükümdarları Çinliler belirledi. Bu arada batı bölgesini yöneten Tardu Göktürkler’in birliğini sağlamak için bazı girişimlerde bulundu. 600’de Çin’e yönelik seferinde başarısızlığa uğradı ve ağır kayıplar verdi. 601’de Ötüken’i ele geçirmek amacıyla başlattığı harekâtta geçtiği yerlerdeki topluluklara çok sert davranması üzerine birçok Türk boyu ayaklandı. Kaçmak zorunda kalan ve 603’te öldüğü sanılan Tardu’dan sonra batı bölgesi de Çin etkisine girdi. Bu durumda birçok Türk boyu Göktürk yönetiminden ayrıldı. Tölesler, Onoklar, Karluklar gibi kalabalık bazı boyların ayaklandıkları da görüldü. Sonunda Çinliler 630’da önce doğu bölgesinin, ardından da batı bölgesinin yönetimini bütünüyle ellerine aldılar.

    630-680 arası Göktürkler’in karanlık dönemidir. Bu yıllarda Çinliler’in başa geçirdiği hükümdarlar göstermelik birer kişi olmaktan öteye geçemediler. Bu dönemin en önemli olayı Çin sarayının koruma birliğinde görevli bir Göktürk soylusu olan Kürşad’ın darbe girişimidir. Kürşad’ın 639’da 40 arkadaşıyla birlikte Çin hükümdarını öldürüp yönetime el koyma girişimi başarısızlığa uğradı; Kürşad ve arkadaşları öldürüldü. Bu arada dağılmış durumdaki boyları birleştirmek yolunda gizlice tasarılar yapan önderler de vardı. Bunlardan biri Kutluğ’du ve boylarla yakın bağlar kurup başkanlığını kabul ettirdi. En büyük yardımcısı da daha sonra Göktürk tarihinde önemli rol oynayacak olan Tonyukuk’tu. İkisi birlikte 681’de Kuzey Çin’e bir akın düzenleyerek önemli ölçüde ganimet elde ettiler. Bu başarıları başka boyların da onlara katılmasını sağladı. İyice güçlendiğine inanan Kutluğ 682’de bağımsızlığını ilan edip “il kurtaran” anlamına gelen İlteriş adını alarak İlteriş Kağan diye anılmaya başlandı. Çin’e birçok sefer düzenleyen İlteriş Kağan en büyük düşman olarak gördüğü bu ülkeyi zayıflatmayı amaçlıyordu. İlteriş Kağan 692’de öldüğünde geride, eski topraklarına büyük ölçüde egemen olmuş bir Göktürk Devleti bıraktı. Çocukları Bilge ile Kültigin’in yaşları küçük olduğundan yerine kardeşi Kapağan Kağan geçti. Onun döneminde de Çinliler ve Kırgızlar’la sürekli savaşlar oldu.

    Kırgızlar’ı yendikten sonra iyice genişleyen ülkenin yönetimini yeniden düzenleyen Kapağan Kağan, küçük kardeşi Tosifu’yu doğu bölgesine, ağabeyi İlteriş’in oğlu Bilge’yi de batı bölgesine “şad” (komutan) olarak atadı. Kapağan Kağan’la anlaşmazlığa düşen Tonyukuk da Bilge’nin yanındaydı. Kapağan Kağan 716’da ölünce yerine oğlu İnel Kağan (Bökü Kağan) geçti. Ama, Kapağan Kağan yönetiminin sert tutumu yüzünden baş gösteren karışıklıkları önleyemeyen İnel Kağan kısa bir süre sonra Kültigin tarafından tahttan indirildi. Kültigin ağabeyi Bilge’yi kağan yaptı, kendisi de ordunun yönetimini üstlendi. Bilge Kağan dönemi siyasal bakımdan en kararlı dönem oldu. Ancak Tonyukuk’un 725’te, Kültigin’in de 731’de ölümünden sonra Bilge Kağan yönetimde yalnız kaldı. O da 734’te öldürülünce Göktürkler yeniden karışıklık içine düştüler. Bilge Kağan’dan sonra tahta geçen oğulları Türk Bilge Kağan ile Tengri Kağan’ın yaşları küçük olduğundan, yönetim anneleri P’ofu’nun elinde kaldı. Bundan yararlanmak isteyen Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar birleşerek Asena soyundan gelen Basmıl başbuğunu 742’de kağan ilan edip Göktürk egemenliğine son verdiler. 745’te de yönetim Uygur Başbuğu Kutluğ Bilge Kül’ün eline geçti. Bundan sonra Göktürk topraklarında Uygur egemenliği başladı.

    Göçebe topluluklardan oluşan Göktürkler’in bir bölümü devletin oluştuğu dönemde köyler ve kentler de kurmuşlardı. Isıkgöl yakınlarındaki Barsan kalıntıları Göktürkler’in yerleşik uygarlığının bir hayli gelişmiş olduğunu göstermektedir. Göktürkler büyük ölçüde hayvancılık ve tarımla uğraşırlardı. Ama madencilik yapan bir kesim de vardı. Bunlar özellikle demircilikte çok ileriydiler, Altay Dağları ile Sayın Dağları’ndan çıkarılan cevherin işlenmesiyle elde edilen demirden daha çok savaş ve tarım araç gereçleri yapılırdı. Göktürkler’in Türk tarihindeki önemli rollerinden biri de ilk Türk alfabesini oluşturmalarıdır. Yazıtları, 38 harften oluşan bu alfabeyle yazılmış olan Orhun Anıtları Türk tarihinin en önemli belgeleri oldukları gibi Türk dilinin de en eski yazılı örnekleridir.