Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Hukuk

  • Okunma : 32

Hukuk, insanların barış ve düzen içinde bir arada yaşamalarını sağlayan yasaları kapsar. İnsanların yaşadığı her yerde, çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek için hukuk kuralları gereklidir. Bunlar yürütme gücü, idare, polis ve mahkemeler eliyle uygulanır.

    Hukukun amacı bireyler arasındaki, birey ile toplum ve devlet arasındaki ilişkileri tanımlamak ve düzenlemektir. Ayrıca her bireye, başkalarının haklarına saygı çerçevesi içinde, olabildiğince özgür davranabilme olanağı sağlamaya çalışır. Hukuk kuralları gelenek ve göreneklerden doğup gelişmiştir. İlk bilinen hukuk kuralları sistemi İÖ 1700’lerde Babil Kralı Hammurabi tarafından düzenlenmiştir. Bu sistem kişisel hakları, mülkiyet haklarını, sözleşmeleri düzenleyen bir yasalar derlemesinden oluşuyordu.

    Gelenek ve görenekleri yasa haline getiren etken, devleti ve yönetimi ellerinde bulunduranların gücü olmuştur. Daha sonra ise hukuk, mahkeme kararları ve hukukçuların kendi bilgilerini aktardıkları kitaplar aracılığıyla oluşup gelişti. Romalılar en önemli yasa koyuculardı; örneğin İmparator Jüstinyen (İS 527-565) Yasa Derlemesi 1.000 yıllık hukuksal uğraşın ve verilerin önemli bir özeti olmuştur.

    Ortaçağın başlarında Hıristiyan ülkelerde insanların davranışlarını, büyük ölçüde kilise hukuku olarak adlandırılan kurallar yönlendiriyordu. 12. yüzyılda Roma hukuku öncelikle İtalya’da incelenmeye başlandı ve sonra da aşamalı olarak bütün Avrupa’ya yayıldı. Böylelikle Roma hukuku temeli üzerine kurulan ve “medeni hukuk” denen kurallar topluluğu, kilise hukuku karşısındaki yerini aldı. Gene aynı dönemde İngiltere’de mahkeme kararlarından kaynaklanan bir “örf ve âdet hukuku” ya da “görenek hukuku” doğdu.

    Fransa’da medeni hukuk alanı 1804’te Napolyon’un buyruğuyla kapsayıcı tek bir yasayla düzenlendi. Fransız Medeni Kanunu ya da Napolyon Kanunu, İngiltere dışında, Avrupa kıtası ile Orta ve Güney Amerika’da örnek alınarak benimsendi. Böylelikle Roma hukuku kökenli medeni hukuk sistemi İskandinav ülkeleri ve SSCB dışında kıta Avrupa’sında temel hukuk sistemi olarak kabul edildi.

Özel Hukuk ve Ceza Hukuku

Mahkemelere genellikle, biri özel hukuk, öbürü ceza hukuku alanında olmak üzere başlıca iki tür hukuk sorunu gelir. Özel hukuk, medeni hukuk, ticaret hukuku, borçlar hukuku, icra-iflas hukuku gibi dallara ayrılır. Özel hukuk davalarında amaç, kişilerin mülkiyet ve öteki haklarını korumak, haksız yere uğranılan zararları gidermektir. Örneğin, bir kişi hatalı olarak başka bir kişinin arabasında hasara yol açarsa, zarar gören kişi aracının onarım giderlerinin karşılanmasını özel hukuk davası açarak sağlayabilir. Özel hukuk olayları, şikâyetçinin başvurusu üzerine mahkemelere gelir.

    Ceza hukuku davalarında ise amaç, suç işleyen kişiyi cezalandırmak ve böylece başkalarının suç işlemesini de önlemektir. Mahkemeler bu durumda hapis ya da para cezası uygular. Bazı durumlarda kişisel başvuru gerekli olmakla beraber ceza hukuku olayları devlet görevlileri ve savcılar tarafından mahkeme önüne getirilir. Ama kamu görevlileri bu başvuruyu kendi adlarına değil, bütün toplum yani kamu adına yaparlar. Örneğin, sarhoş bir sürücü aracıyla bir kişiyi yaralarsa, zarar gören kişi şikayetçi olarak özel hukuk davası yoluyla hastane masraflarının, işgücü kaybının ve eğer varsa başka zararlarının karşılanmasını ve çalışamadığı günler için tazminat ödenmesini isteyebilir. Kamu adına hareket eden savcı ise aynı sürücü hakkında cezai kovuşturma açtırabilir, mahkeme de bu kişinin hapis, para cezası ya da her iki cezayla birden cezalandırılmasına karar verebilir.

Öteki Hukuk Dalları

Anayasa hukuku, devletin kuruluşunu, organlarını, bunlar arasındaki ilişkileri, devlet ve birey arasındaki karşılıklı hak ve ödevleri inceleyen ve düzenleyen hukuk dalıdır.

    İdare hukuku, idarenin işleyişinden, yöneticiler ile yönetilenlerin ilişkilerinden kaynaklanan sorunları ele alır. Bu alanda idare mahkemeleri ve Danıştay görev yapar.

    Uluslararası hukuk, devletler arasındaki ya da bunlarla uluslararası örgütler arasındaki ilişkileri düzenleyen geleneksel ve yazılı kurallar ile antlaşmalardan oluşur. Zorlayıcı yaptırım gücünün zayıflığı nedeniyle öbür hukuk dallarından farklıdır. Ne var ki, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Toplulukları gibi uluslararası kuruluş ve örgütlerin, yaptırım boşluklarını doldurmaya başladığı da görülmektedir.

Türk Hukuk Tarihi

Türk hukuk tarihinde başlıca dört dönemeç vardır: İslamiyet’ten öncesi, İslamiyet’ten sonrası, Tanzimat ve Cumhuriyet dönemleri.

    İslamiyet’ten önceki dönemde Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar’da kamu hukuku ile özel hukuk ayrımları vardı. Orhun Anıtları ve Kutadgu Bilig gibi kaynaklardan günümüze kadar bu konuda bazı bilgiler ulaşmıştır.

    İslam hukukunun adı fıkıh’tır. Fıkıh, dine, devlete ve özel yaşayışa ilişkin kuralları kapsar.

    Tanzimat’a kadar olan dönemde Osmanlı hukuk kuralları bugünkü kurallara benzemiyordu. Örneğin, padişahın ve onun vekillerinin çeşitli kamusal konulardaki buyrukları hukuk kuralı sayılırdı. Padişah tüm siyasal ve hukuki güçleri elinde toplamıştı. Yasama (kanunnameler, fermanlar) ve yürütme yetkileri ona aitti. Genel İslam ilkelerine aykırı olmamak koşuluyla hukuk yaratma yetkisine sahip olan padişahlar kamu hukuku kuralları koyabilirlerdi.

    Tanzimat dönemi, bugünkü hukuk sisteminin temellerini atması bakımından önemlidir. Tanzimat Fermanı ve onu tamamlayan Islahat Fermanı’nın ardından batı hukuku ülkeye girerken, İslam hukukunda da önemli düzenlemeler yapıldı. Bunların ilki 1840 Ceza Kanunu’dur. 1868-76 arasında yapılan çalışmalardan sonra İslam dünyasındaki ilk medeni kanun ve borçlar kanunu olan “Mecelle” hazırlanmıştır. Öbür hukuk alanlarında da birçok çalışmalar olmuş, 1876’da Kanun-ı Esasi adıyla ilk anayasa yürürlüğe girmiştir. Çağdaş hukuk devleti anlayışını benimsemenin ilk adımları bu dönemde atılmıştır. II. Meşrutiyet (1908-18) de yeni ve laik kökenli yasaların çoğaldığı bir dönem olmuştur.

    Cumhuriyet dönemi Türk hukukunun başlıca iki özelliği vardır. Birincisi, dinsel kaynaklı hukukun kaldırılarak laik hukuka ve yasalara geçilmesidir. Bu değişme, din devletinden laik devlete geçişin de bir parçasıdır. İkincisi, yeni yasaların pek çoğunun batı ülkelerinden alınması ve Türkçe’ye aktarılmasıdır. Böylece laik ve batı kökenli hukuk ve yasalar Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminin temelini oluşturmuştur.