Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

İkinci Yeni

  • Okunma : 31

İkinci yeni, ülkemizde 1950’lerin ortalarında oluşan bir şiir anlayışıdır. Zamanla bir akıma dönüşen bu anlayışın öncüleri Oktay Rifat, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Tevfik Akdağ gibi şairlerdir. Bu akımı ilk kez eleştirmen Muzaffer Erdost “İkinci Yeni” diye adlandırdı. Garip Akımı’na “Birinci Yeni” adı da verildiği için, Garip Akımı’nın getirdiği şiir anlayışına bir tepki olan bu yeni akıma “İkinci Yeni” adı uygun görüldü.

    Garip Akımı, kendinden önce gelen şiirin alışılmış kalıp ve anlayışlarına karşıt bir şiir oluşturdu. Bu şiir, herkesin kullandığı sıradan sözcüklerle yazılan yalın bir şiirdi. Sözcüklerin anlamlarını zorlayan ya da bozan oyunlara başvurmuyor, böylece anlamla ilgili edebiyat sanatlarından uzak duruyorlardı. Konuları ise gündelik yaşam, çalışan insanların serüveni, sokaktaki insanın dünyasıydı. Garip Akımı'nın öncüleri bu doğrultuda ürün verirlerken dilde yeni olanaklar yaratma kaygısına düşmediler.

    İkinci Yeni şairleri, Garip’ten önceki şiiri benimsemediler. Öte yandan yarattıkları yeni şiir anlayışının karşıtı olan Garip şiirini önemseyip değerlendirdiler. Getirdikleri yeni şiir anlayışıyla, kendi dönemlerine kadar gelen şiir dilinin alışılmış kalıplarına karşı çıktılar. Sözdizimini bozarak, değiştirerek, dilbilgisi kuralları karşısında şairi özgür bıraktılar. Özneyi, yüklemi, tümleci istedikleri yerde, istedikleri gibi kullandılar.

    İkinci Yeni anlayışına bağlı şairlerin ortak özellikleri şunlardır: Şiirde imgeye, hayal gücüne sonsuz yer vermek; edebiyatta anlam ve sözle ilgili sanatların şiire yeni biçimlerle girmesini sağlamak; alışılmış dil kalıplarının dışına çıkmak, gündelik dili önemsememek; şiirin anlaşılır olması kaygısını taşımamak; şiirde belirli bir öykü ya da tip anlatmamak.

    İkinci Yeni şairleri sözcüklere çok önem verdiler. Sözcüklere yeni anlamlar yüklediler, yan anlamlarını öne çıkardılar, kimi zaman yeni sözcükler türettiler. Sözcüklerin ses benzerliklerinden yararlanarak yeni çağrışımlar sağladılar. Dilin kurallarını bozarak çarpıcı, şaşırtıcı bir söyleyiş buldular. Anlamı ve belirgin bir konuyu önemsemediler, bunları düzyazıya bıraktılar. Şaşırtıcı imgelerini söze dökerek çok zengin bir şiir dili oluşturdular. Ama bu özellikleriyle, eski şiir biçimlerine alışmış okurun İkinci Yeni şiirini anlaması oldukça zordu. İkinci Yeni şairlerinin şiiri geniş okur kitlesine ulaştırmak gibi bir amaçları da yoktu. Onlar daha çok şiire yakın ilgi gösteren okura seslenmek istiyorlardı.

    İkinci Yeni şairleri şiirlerinde çoğunlukla bireyin toplum içindeki yalnızlığını, iç sıkıntısını, çevreyle uyumsuzluğunu, çocukluğa duyulan özlemi ve cinselliği işlediler. Ama bu şairler kendilerini bir akımın üyesi olarak görmüyorlardı. Ne ortak çıkardıkları dergileri, ne de imzaladıkları bir bildirgeleri vardı. Her biri kendi şiir dünyasını kurmaya çalışıyordu. Bu tutumlarını hiç bırakmadan şiiri sürdürdüler. Çabaları Türk şiirine yeni olanaklar kazandırdı. Türk şiirini, şiir dilini ve alanını zenginleştirdi.