Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Gemi Kurtarma

  • Okunma : 35

Kurtarma sözcüğünün anlamları arasında yok olma tehlikesi içindeki malları değerlendirme de vardır. Bu sözcük, yeniden yararlanılmak üzere toplanılan atılmış kâğıt, hurda demir, paçavra ve kemik gibi maddeler için de kullanılır. Bu anlamda gemi ya da yükünü kurtarmaya “gemi kurtarma” denir. Gemi kurtarma ustalık isteyen bir iştir ve genellikle özel kurtarma gemilerinin yardımıyla yapılır. Bu tür gemilerde mühendisler, elektrik teknisyenleri ve dalgıçların yanı sıra kazaya uğrayan gemiye aktarılabilecek türden güçlü pompalar, aydınlatma gereçleri ve benzeri donanım da yer alır. Gemi sığ sularda batmış ya da karaya oturmuşsa, genellikle yeniden yüzdürme girişiminde bulunulur. Gemideki delik ya da çatlaklar kapatılır, getirilen taşınabilir pompaların yardımıyla içindeki suyun boşaltılmasına çalışılır. Bazen de geminin suyla dolu bölümlerine sıkıştırılmış hava basılarak su dışarı püskürtülür.

    Gemi yeniden yüzdürülemezse, altından geçirilen çelik halatların uçlan, bu işe uygun olarak tasarlanmış güçlü yüzer vinçlerin yardımıyla ya da ponton (yüzdürme dubası) denilen içi boş, büyük çelik silindirlerle kaldırılabilir. Pontonlardan yararlanabilmek için, bu içi boş çelik dubalar geminin bulunduğu yerde suyla doldurularak batırılır ve gemiye çelik halatlarla bağlanır. Pontonların içindeki su, basınçlı hava kullanılarak boşaltılır. Böylece yeniden yüzdürülen pontonlar su üstüne çıkarken gemiyi de kaldırır.

    Gelgit olayının güçlü, yani sulardaki yükseliş ve alçalışın fazla olduğu sığ yerlerde mavna ya da salapuryalardan yararlanmak çoğu kez daha iyi sonuç verir. Sular alçaldığında, batık geminin tam üstüne getirilen bu teknelerden sarkıtılan kaldırma halatları batığa elden geldiğince az boşluk bırakılarak bağlanır. Sular yükselince gemi de dipten kalkar. Kaldırma halatlarıyla mavna ya da salapuryalara bağlı olan gemi kıyıya doğru çekilir ve daha sığ bir yerde dibe oturması sağlanır. İşlem, gemi üzerinde çalışmaya uygun bir yere getirilinceye kadar yinelenir. Bu sığ sularda gemi çevresine, üst kenarları su düzeyinin üstüne çıkan su geçirmez kapalı bir bölme yapılır. Bölme içinde kalan sular pompayla boşaltılır ve gemi onarılır. Bu tür bölmeler batardo ya da koferdam adıyla anılır. Batık eğer çok derindeyse ya da dalgıçlar geminin büyük ölçüde hasar gördüğünü saptamışlarsa kurtarma, gemide bulunan altın ve mücevher gibi çok değerli mallarla sınırlı tutulabilir.

    I. Dünya Savaşı (1914-18) sonunda teslimolan Alman donanması, 1919 Haziran’ında  İskoçya’nın kuzeyinde yer alan Orkney Adalarındaki Scapa Flow’da kendi mürettebatı tarafından batırılmıştı. Bu gemilerden pek çoğu daha sonraları bir İngiliz firmasınca kurtarıldı. Küçük gemiler pontonların yardımıyla, alabora olmuş daha büyükler ise, çoğu kez içlerine hava basılarak su yüzüne çıkarıldı. Kurtarılan gemiler, çeliklerinden ve donanımlarından yararlanmak için parçalanmak üzere kıyıya çekildi.

    Gemi kurtarma konusunda bir Italyan firması da ilginç bir uygulamayla 1922’de Fransa’nın Ouessant Adası açıklarında çarpışarak batan ve 120 metre derinliğe gömülen Egypt buharlı gemisindeki altın ve gümüşleri çıkartmayı başardı. Bu iş için özel dalgıç giysileri geliştirildi ve gemi dipte, dalgıçlarca yerleştirilen patlayıcı maddeler kullanılarak parçalandı. İndirilen güçlü kancalar parçalanmış çelik sacları birbirinden ayırdı ve böylece altın ve gümüşün bulunduğu bölmeye ulaşılabildi.

    Hollandalı mühendisler Manş Denizi’nde çalışırken Belçika açıklarında alabora olarak batan Herald of Free Enterprise feribotunu 1987’de bir aylık çalışma sonucu kurtardılar. Bunun için geminin gövdesine 16 adet çelik kablo kaynak yapılarak tutturuldu. Bu kablolar, deniz tabanına çakılı çelik sütunlara demirlenmiş mavnalar üzerindeki vinçlere bağlandı. Bu vinçler gemiyi kaldırırken, öbür yanda yer alan yüzer vinçler kablolara gelen yükün bir bölümünü üstlenerek işin yapılmasını kolaylaştırdı.

    Deniz hukukunda kurtarıcının (gemi kurtarma işini yapan kişi) bu işi gönüllü olarak yapması öngörülür. Kurtarıcı, eğer geminin sahibi ya da temsilcisi henüz gemideyse ve yardım teklifini reddediyorsa o gemiyi kurtaramaz. Terk edilmiş bir gemi, onu bulan herhangi biri tarafından kurtarılabilir. Gene de, kurtarılmış bir gemi kurtarıcının malı olmaz. Gemi sahibi kurtarma ücretini ödemek koşuluyla gemisini geri alabilir. Bu miktar ödenmezse, kurtarıcı geminin satışını isteyerek kurtarma ücretini gemi satıldıktan sonra alır.

    Türkiye’de gemi kurtarma, asıl olarak, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne bağlı Gemi Kurtarma İşletmesi’nin yetkisi içindedir. Bu kuruluşun bazı bölgelerde (bu alan giderek genişletilmektedir) kurtarma tekeli vardır; yani kazaya uğramış gemileri kurtarma hakkı yalnızca Gemi Kurtarma İşletmesi’ne bırakılmıştır. Ama bu hak belli bir tonajla sınırlandırıldığı için, bu tonajın altında kalan gemilerin kurtarılma işini özel şirketler üstlenir. Ayrıca işletme, kurtarma gemileri o anda başka işlerde çalıştığı için ya da önerilen işi uygun bulmazsa tekel hakkından kendi isteğiyle vazgeçebilir. Bu durumda gemiyi kurtarma özel şirketlere devredilir. Türkiye’de son zamanlarda özel şirketler daha küçük ve donanım bakımından daha zayıf teknelerle de olsa kurtarma alanına girmiştir.

    Kurtarıcının kurtarma ücreti isteme hakkı Türkiye’de de geçerlidir. Kurtarıcının, kurtarma ücretini garanti etmek için gemi üzerinde yasal rehin hakkı vardır. Ama kurtarılan geminin mülkiyetinin kurtarıcıya geçmesi söz konusu değildir. Kurtarma çalışmaları sırasında yararlı sonuç elde edilmezse ücret de ödenmez ilkesi hem Türkiye’de hem de dünyada geçerli bir ilkedir. Yani kurtarıcı tüm çabasına karşın gemiyi kurtaramazsa, harcadığı zaman ve yaptığı harcamaların karşılığı olarak herhangi bir ücret isteyemez.