Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Mağara İnsanları

  • Okunma : 258
Mağara İnsanları Resim

Mağara İnsanları, binlerce yıl önce mağaralarda barınmış olan tarihöncesi insanlarıdır. Tarihöncesinde yaşayan insanların tümü mağara insanı değildi. Bazıları da belki sadece yılın belli zamanlarında mağarada barınıyordu. Kuzey Avrupa’da yaşayanlar, Buzul Çaği’nın soğuk havasından korunmak için mağaralarda barındılar. Çok soğuk dönemlerde ya da buzullaşma sürecinde, toprağın büyük bölümü buzla ya da kıraç tundrayla örtülüydü. Buzul Çağı’nda buzul örtüsü birçok kez ilerledi ve geri çekildi. Buzullaşmalar arasında daha ılıman dönemler yaşandı. Avrupa’daki ilk mağara insanları kuzeye büyük olasılıkla bu dönemlerden birinde geldiler. Bu görece ılıman zamanlarda bile kış ayları soğuk geçerdi. Taş Devri’nde avcılar, bu sert iklimden korunabilmek için fırtınadan etkilenmeyen ve soğuğu engelleyen mağaraları ve korunaklı kaya kovuklarını barınak olarak seçtiler.

Neanderthal İnsanı

Barınak olarak kullanılan mağaralara birçok ülkede rastlanmıştır, ama bu dönemin en ünlü yerleşim bölgesi Fransa’nın güneybatısındaki Dordogne Irmağı vadisindedir. Burada 80-35 bin yıl önce basık alınlı, çeneleri gelişmemiş insanlar dağınık gruplar halinde yaşıyordu. Bu özellikleri taşıyan insanlara ait ilk kafatası Almanya’da Neander vadisinde bulundu ve bu insanlar, yerin adından dolayı, Neanderthal insanı olarak adlandırıldı. Neanderthal insanı kısa ve kaba çakmaktaşı parçalarını yontarak aletler yapar ve yabanıl hayvanları avlardı. Bu hayvanlardan örneğin mamut, tüylü gergedan ve mağara ayısının soyu tükenmiştir, ama yaban sığırı, bizon, at, geyik ve domuz gibi başka hayvanlar varlıklarını sürdürmektedir.

    Neanderthal insanları yaşadıkları mağaraların ağzında ya da elverişli kayalıklarda çalı çırpıdan ateş yaktılar ve öldürdükleri hayvanların etini pişirdiler. Büyük olasılıkla ağaç yapraklarını, kuru ot ya da eğreltiotlarını mağaranın tabanına sererek, üzerinde uyudular. Üstlerini örtmek ve giyinmek için hayvan derilerinden yararlandılar. Bol güneş almak ve soğuk kuzey rüzgârlarından korunmak için güneye bakan barınaklar seçtiler. Daha fazla ısınmak amacıyla mağaraların içine ilkel çadırlar kurdular.

    Bu tarihöncesi insanları, yaktıkları ateşin küllerini ve kömürlerini hiç temizlemediler. İliğini çıkarmak için kırdıkları kemik parçalarını çevreye saçtılar. Yonttukları çakmaktaşı artıklarını süpürmek, hatta kayalardan oturdukları yere düşen taş parçalarını atmak zahmetine bile katlanmadılar. Biri öldüğünde, bazen yerde sığ bir çukur açarak cesedi gömer, ölünün yanına ölümden sonraki yaşamda yanında bulunması için taştan birkaç alet koyarlardı. Ayrıca, büyük mağara ayılarının kafataslarını ve kemiklerini mağaranın tabanına kazdıkları çukurların içine yığarlardı. Zamanla rüzgârın savurduğu tozlarla, sellerin ya da ırmakların getirdiği kumlar barınakları doldurdu. Bu maddeler var olan çöplerle karışarak “mağara toprağı”nı oluşturdu. Böylece, Neanderthal insanları sürekli büyüyen bir çöp yığını üzerinde yaşadılar.

Cro-Magnon İnsanları

Yaşam bu biçimde binlerce yıl sürdü. Daha sonra, Buzul Çağı’nın son soğuk döneminde yaklaşık 35-10 bin yıl önce, Dordogne’a, Doğu Avrupa’dan ve Ortadoğu’dan değişik tipte insanlar geldi. Bu insanların fiziksel özellikleri günümüz insanına çok benziyordu. Cro-Magnon insanlarının Neanderthal insanlarıyla savaşarak onları göçe zorladıkları sanılmaktadır. Bu insanların Neanderthal insanlarının mağaralarındaki toprak katmanların üzerine bıraktıkları kalıntılarda, alışılmış ocak türleri ve kemiklerin yanı sıra oldukça değişik çakmaktaşı aletlere de rastlanmıştır. Cro-Magnon insanı adını 1868’de, Fransa’da bu insanlara ilişkin ilk kalıntıların bulunduğu bölgeden almıştır.

    Neanderthal insanları gibi, Cro-Magnon insanları da yaşamlarını avlanarak sürdürdüler, ama zanaatçılıkta onlardan ileriydiler. Bıçak, kazıma ve oyma aleti yapmakta daha ustaydılar. Kemikten ve mamut dişine benzer dişlerden hayvan figürleriyle bezeli çok güzel mızrak uçları ve dikiş iğneleri yaptılar. Mağara duvarlarına, sivri taşlarla av hayvanlarının resimlerini kazıdılar. Bu resimleri, büyük olasılıkla avlarının başarılı geçmesi için bir çeşit büyü olarak düşünüyorlardı. Günümüzde mağaraların gün ışığından uzak en kuytu köşelerinde bulunan bu resimler siyah ya da kırmızıyla, bazen de çok renkli olarak boyanmıştır. Mağara ağızlarına ya da gün ışığının ulaştığı yerlere de resimler yapılmış olabilir. Bu tür yerlerde rastlanan boyalı kaya parçalarının, bu resimlerin aşınmış kalıntıları olabileceği düşünülmektedir. Avrupa’da, içinde resimler bulunan mağaraların hemen hemen tümü Fransa’da ve İspanya’dadır. İçlerinde en güzeli, 1940’ta keşfedilen, Dordogne bölgesinde, Lascaux’da yer alan mağaradır.

    Neanderthal insanları gibi Cro-Magnon insanları da ölülerini bazen yaşadıkları mağaranın tabanına gömerlerdi. Ölülere en güzel giysileri giydirir, deniz kabuğundan boncuklar, sivri hayvan dişlerinden kolyeler takar, çevrelerine silahlarını ve aletlerini koyarlardı. Ölülerin ten rengini, yaşayan insanların doğal ve sağlıklı rengine benzetebilmek için çoğu kez üzerlerine, pas kırmızısı bir boya serperlerdi. Bu buluntulardan Cro-Magnon insanlarının ölümden sonra da bir yaşam olduğuna inandıkları anlaşılmaktadır.

    20-10 bin yıl kadar önce buzlar eridi, iklim ılındı ve eski insanların mağaralarda yaşamasına gerek kalmadı.

    Mağaralar, Avrupa’nın yanı sıra dünyanın öbür bölgelerinde de barınak olarak kullanılmıştır, ama buralarda yaşayan insanlara ilişkin çok az şey bilinmektedir.

Mağara İnsanları Resimleri