Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Midye

  • Okunma : 259
Midye Resim

Denizlerin kıyıya çok yakın kesimlerinde kayalara ve birbirlerine sıkıca tutunmuş binlerce midye görülebilir. Midyeler birbirine eklemlenmiş iki parçalı kabukları olan yumuşamalardır. Çenet denen
bu kabuk parçaları gerçek midyelerde (Mytilidae familyası) düz yüzeyli, siyaha yakın koyulukta, oval, birbirine benzer biçim ve iriliktedir.

    Geniş anlamıyla midye adı çiftçenetlilerin (Bivalvia sınıfı) tümünü kapsayacak biçimde kullanılmaktadır. Bazen istiridye ve tarak gibi tanınmış gruplar bu genellemenin dışında bırakılır. Çiftçenetlilerin denizlere dağılmış binlerce türüne ise yerine göre midye ya da istiridye adı verilebilmektedir.

    Yenebilen en önemli midye türlerinden Avrupa midyesi (Mytilus edulis) Avrupa’nın kuzey ve batı kıyılarında, Akdeniz midyesi (Mytilus galloprovincialis) Akdeniz ve ona bağlı denizlerde, California midyesi (Mytilus californianus) Kuzey Amerika’nın batı kıyılarında yaşar. Bu midyelerin iyi gelişebilmesi ve geniş topluluklar oluşturabilmesi için tuzluluk oranı düşük, oldukça serin sular gereklidir. Örneğin Akdeniz midyesi Türkiye’nin en çok Karadeniz ve Marmara Denizi kıyılarında görülür. Ege Denizi’nde, İzmir kıyılarına doğru inildikçe hem sayıları azalır, hem de boyutları küçülür. Daha güneyde ve Akdeniz kıyılarında ise ender rastlanır. Öte yandan akarsuların denizlere döküldüğü yerler, midyelerin yaşamasına uygun bir ortam hazırlar. Akıntıyla sürüklenmemek için ayak uzantılarının dibinden salgıladıkları bir madde, iplikçikler halinde sertleşerek saçaklar oluşturur ve bu saçaklar çeşitli yüzeylere tutunmalarını sağlar. Yumurtalarını çenetlerinin arasındaki solungaçlarının altında taşırlar. Uzunlukları genellikle 5-10 santimetredir.

    Değerli su ürünleri arasında sayılan midyeler deniz kıyısında hazırlanan basit bir ocakta kızartılabileceği gibi özenle hazırlanan sofraların da gözde yiyeceğidir. Ayrıca balık yemi olarak yaygın biçimde kullanılırlar. Avrupa midyesi 13. yüzyıldan beri özel olarak hazırlanmış midye yataklarında yetiştirilmektedir. Midye kabuğunun iç yüzeyini kaplayan sedef, bazen düğme yapımında ya da çeşitli bezeme işlerinde kullanılır. Denizde yaşayan midyelerin oluşturduğu inciler ise genellikle çok küçük ve değersizdir.

    Midye A ve B vitaminlerinin yanı sıra demir, bakır, kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri içerir. Ama beslenmeleri sudan süzdükleri plankton denen çok küçük canlılara ve organik maddelere dayandığından denizlerin kirlenmesi bu hayvanları da etkilemektedir. Aşırı kirlenmiş yerlerde yaşayan ya da demir iskele kazıklarına yapışan midyeler yendiğinde zehirlenmelere yol açabilir.

    Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu'nda yaşayan dev midye (Tridacna gigas) tüm çiftçenetlilerin en irisidir. Ağırlığı 450 kilograma ulaşabilen bu midye 100 yıl kadar yaşayabilir. Dev midyelerin kalın etli "dudakları” binlerce tekhücreli suyosunuyla kaplıdır. Suyosunları midyenin sindirim artıklarıyla beslenirken midyeye de gereksindiği oksijeni sağlar. Bu karşılıklı yararlanma temeline dayalı birlikte yaşama ilişkisi bir ortak yaşama örneğidir.

    Çiftçenetlilerin denizlerde yaşayan ve değişik adlarla tanınan bazı üyeleri vardır. Örneğin dar ve uzun kabukları ustura biçiminde gelişmiş Solenidae familyasının üyelerine denizçakısı, denizusturası ya da sulina denir. Bu hayvanlar dikine gömüldükleri oyuklarında dışarı uzattıkları kaslı ayaklarını kullanarak hızla yukarı aşağı hareket edebilirler. Bazı türleri sifonlarından su püskürterek kısa mesafeleri yüzerek aşar. Pinalar (Pinna cinsi) da dikey olarak kumlu diplere gömülür. Ama uzun bir üçgen biçimindeki ince çenetlerin arka bölümü genellikle gömüldükleri yerin dışında kalır. Bazılarının uzunluğu 80 santimetreyi aşar. Akdeniz'de ve ona bağlı denizlerde yaşayan iri bir tür turuncu kabuğuyla dikkat çeker. Bu ince ve kırılgan kabuklar bazen abajur gibi süs eşyalarının yapımında kullanılır.

    Çiftçenetlilerin denizlerde yaşayan binlerce türü vardır. Bunlardan birçoğu yumuşak zeminlere gömülerek yaşar. Barındıkları oyukları kazarken genellikle çenetleri arasından uzattıkları kaslı ayaklarını kullanırlar. Derine gömülen türler besinlerini ve gerekli oksijeni yukarı doğru uzattıkları sifonlarına çektikleri suyla sağlar.

Oyucu Midyeler

Bazı midyeler yumuşak zeminlere gömülmek yerine kaya ve tahta gibi sert maddeleri oyabilir. Bunlar arasında ahşap tekneli deniz taşıtlarını oyarak önemli zararlara yol açan birçok tür vardır. Teknekurdu adıyla da tanınan bu hayvanların çenetleri iyice küçülmüş, gövdeleri ise solucan gibi uzamıştır. Bir teknekurdu, küçük, ama çok sağlam çenetlerinin üzerinde törpüyü andıran çıkıntılar sayesinde kalın bir keresteyi kısa sürede delik deşik edebilir. Keresteyi oyarken açtığı yolları ince bir kireç katmanıyla sıvar.

    Teknekurdunun oydukça gelişen silindir biçimli gövdesi 25 santimetreyi aşabilir. Gövdenin arka ucunda iki sifon vardır. Bunlardan biri suyu alırken, öbürü geri verir. Böylece hayvan sudaki planktonlarla beslenir ve artıklarını dışarı atar.

    İrili ufaklı her çeşit deniz taşıtının keresteden yapıldığı dönemlerde büyük sorun yaratan bu midyeler belki de en büyük zararı dalgakıranlara ve kıyılardaki öbür yapılara vermiştir. Hollanda’nın deniz düzeyinin altında kalan kıyılarını gelgitin etkisinden koruyan setleri 18. yüzyılda yıkıma uğratarak büyük sel baskınlarına yol açması, verdiği zararların çarpıcı bir örneğini oluşturur. Teredo cinsini oluşturan 15 kadar tür en zararlı oyucu midyelerdir.

Tatlı Su Midyeleri

Tatlı su midyeleri ayrı bir grup (Unionacea üstfamilyası) altında toplanmakla birlikte deniz midyelerine benzer yapıdadır. Çoğu akarsu ya da göllerin çamurlu diplerine gömülü yaşarken, öbürleri çeşitli yüzeylere tutunarak geniş kümeler oluşturur. İçlerinden bazıları oldukça değerli inciler üretir. Çenetlerinin içini döşeyen sedef de yaygın biçimde kullanılmaktadır.

    Bazı tatlı su midyelerinin (Unio cinsi) acıbalıkla (Rhodeus cinsi) kurduğu ortakyaşama ilişkisi çok ilginçtir. Yaklaşık 5-7 cm uzunluğunda olan bu balıkların dişisi üreme mevsiminde uzun bir yumurta borusu geliştirir. Daha sonra yumurta borusunu midyenin sifonundan içeri sokarak yumurtalarını bırakır. Bu yumurtalar çevredeki erkek balığın suya boşalttığı ve midyenin suyla birlikte aldığı spermalarla döllenir. Yumurtadan çıkan yavru balıklar yaklaşık bir ay sonra midyeden ayrılır. Öte yandan yumurtalarını bırakan dişi balığın yumurta borusuna tutunan midye larvaları daha sonra acıbalığın derisinin altına yerleşir ve gelişiminin bir bölümünü burada tamamlar. Türkiye’de acıbalık türleri en çok Ulubat ve Manyas göllerinde bulunur.

Midye Resimleri