Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Emeklilik

  • Okunma : 39

Her ülkede, bir insan yaşamında belli yaşlar arasında kalan saptanmış bir çalışma süresi vardır. Özellikle işçi ya da memur gibi ücret karşılığı çalışan kişi bu süreyi doldurduğunda dilerse artık çalışmaz ve işini bırakabilir. Başka türlü söylersek, çalışmadan ücret alma hakkına sahip olur. Böyle bir durumda, daha önce çalışırken bağlı olduğu sosyal güvenlik kuruluşunca kendisine aylık bağlanır. Bu durumdaki kişiye emekli, bu duruma da emeklilik denir.

    Emeklilik yaşı ülkeden ülkeye değişiklikler gösterir. Ayrıca birçok ülkede kadınlar erkeklere göre daha erken yaşta emekli olurlar. 1986’da İngiltere, Avustralya, Belçika ve Yunanistan'da emeklilik yaşı kadınlar için 55, erkekler için 60 olarak belirlenmiştir. Türkiye’de 1990’a kadar emeklilik yaşı genel olarak kadınlar için 50, erkekler için ise 55’tir. Ancak özel durumlarda daha erken yaşta emekli olunmaktadır. Yeni yasal düzenlemeyle Ocak 1990’dan başlayarak çalışma yaşamına katılacak olanların emekliliği kadınlarda 55, erkeklerde 60 yaş olarak saptanmıştır.

    Emeklilik için, ne kadar süre çalışıldığı da önemlidir. Değişik emeklilik kurumlarına bağlı kimseler için değişik çalışma süreleri saptanmış olmakla birlikte genel olarak kadınların 20 yıl, erkeklerin ise 25 yıl çalışmış olmaları zorunluluğu vardır. Çalışanlar bu süre içerisinde sosyal güvenlik kurumlarına prim öderler. Bu primler emekli aylığının bağlanmasında bir kaynak oluşturur.

    Emekliliğin yaş ya da çalışma süresi sınırlarıyla belirlenişi normal çalışma yaşamı için geçerlidir. Ama çalışma sırasında herhangi bir nedenle zarar görmüş ya da bir hastalığa yakalanmış kişiler, sakat kalmaları durumunda emekli olarak maluliyet (işgörmezlik) aylığı alırlar. Eğer gördükleri zarar ya da hastalık sonucunda ölürlerse bu aylık sağ kalan eşlerine ya da çocuklarına ödenir.

    Emeklilik ileri sanayi toplumlarının çalışma yaşamının zorunlu ve gerekli bir uygulamasıdır. Ortaçağda da emeklilik yerine geçebilecek uygulamalar vardı. Esnaf birlikleri ve loncalar bu düzenlemeyi yaparlardı. Ama devletin bu sorumluluğu üstlenmesi ve emeklilik uygulamasını yasalarla belirlemesi ilk kez 17. yüzyılda İngiltere’de başladı. Ondan önceki dönemde çok az sayıda yaşlı, malul, dul ve yetim yaşamlarına güvenceyle bakabiliyordu.

    Osmanlılar’da emeklilik yalnızca üst düzeydeki devlet görevlilerine tanınmış bir hakti. Vezir, serdar, vali, yeniçeri ağası gibi askersivil görevliler ile yüksek düzeydeki saray görevlileri ve şeyhülislam, kazasker, kadı, müderris gibi ulema sınıfından olanlar bu haktan yararlanabilirlerdi. Bunlar belirli bir yaş sınırı olmaksızın emekliye ayrıldıklarında kendilerine “arpalık” adı verilen emekli maaşı bağlanırdı. Bir kaza ya da sancağın yıllık gelirinin belli bir bölümü niteliğindeki arpalıklar yanında doğrudan devlet hâzinesinden ödenen emekli maaşları da vardı. Tanzimat’ tan sonra bu uygulamalar kaldırılarak yerine bugünküne benzer biçimde bir emeklilik sistemi getirilmeye çalışıldı. Ama her devlet dairesi ve kamu kuruluşu niteliğindeki kurumlar ayrı birer emekli sandığı kurarak bu işi yürütmeye çalıştılar. Sonraları bunları birleştirme yolunda bazı adımlar atıldı. Örneğin 1866’da Askeri Tekaüt Sandığı, 1880’de Mülki Tekaüt Sandığı kuruldu. İşçiler için de askeri fabrikalarda, tersanede, denizyollarında, maden işletmelerinde ayrı emekli sandıkları kuruldu.

    II. Meşrutiyet döneminde asker-sivil emekli sandıklarını birleştirme yolundaki çabalar sonuç vermedi. Bu durum Cumhuriyet döneminde de sürdü. Ancak 1949’da Emekli Sandığı’nın kurulmasıyla bütün devlet görevlilerinin emeklilik işlemleri bir çatı altında toplanabildi. İşçiler içinse 1937’de yürürlüğe giren iş yasasıyla emeklilik hakkını da içine alan bir sosyal güvenlik sistemi öngörülmüştü. Ancak 1945’ten sonra yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlayan bu sistem 1950’de İşçi Sigortaları Kurum u’nun kurulmasıyla belli bir düzene kavuştu. 1965’te yeni Sosyal Sigortalar Kurumu yasasının yürürlüğe girmesiyle de yurt düzeyinde örgütlendi. Bugün Türkiye’de emeklilik hakkını daha da yaygınlaştırmak amacıyla 1971’de kurulmuş Esnaf ve Zanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur) da vardır. Başlangıçta yalnızca serbest meslek sahipleri için kurulan kurum sonraki yıllarda ev kadınları ile tarım kesiminde kendi adına çalışan çiftçileri de kapsamına aldı. Ayrıca bazı özel kuruluşlar ile bankaların kendi emekli sandıkları vardır.