Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Gerçeküstücülük

  • Okunma : 30

Gerçeküstücülük ya da Sürrealizm 20. yüzyılın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım karşısında dehşete kapılan bazı şair ve ressamlar, akılcı tutuma karşı tavır alarak, bilinçdışının düşsel dünyasına yöneldi. 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde, aklın denetimi olmadan ve ahlak gibi engelleri hiçe sayarak, düşüncenin ortaya konmasını savundular. Yapıtlarında nesneleri alışılmamış biçimlerde betimleyen Gerçeküstücü sanatçılar, çoğunlukla düşlerin gizli dünyasını dile getirmeye çalıştılar. Bazen de nesneleri kendi doğal ortamlarından çıkartarak şaşırtıcı, düşsel bir ortama taşıdılar.

    Gerçeküstücülük Akımı’nın kurucusu olan Fransız şairi Andre Breton, hastalarına psikanaliz yöntemini uygulayan Sigmund Freud’dan büyük ölçüde etkilenerek, şiirlerinde alışılagelmişin dışında, mantığa uygun bir sıra izlemeyen sözcükler ve düşsel imgeler kullandı. Gerçeküstücülük Akımı’nın gelişmesinde 1910’larda ortaya çıkan, soyut ve tüm kuralları reddeden Dadacılık Akımı’nın yanı sıra, Hieronymus Bosch (1450-1516) ve Francisco Goya gibi daha eski dönemlerin ressamlarının da etkisi oldu. Gerçeküstücü ressamlar insanların ruhsal durumlarını ve davranışlarını akıl, mantık, töre, din ve toplumsal baskılardan özgür kılarak tuvale yansıttılar. Daha önce Almanya’da bir genel tuvalette açtığı Dada sergisiyle olay yaratan Max Ernst (1891-1976), 1922’de Paris’e yerleşti. Kolaj denilen yapıştırma tekniğiyle resimler yapıyordu. Paris’te Paul Eluard, Louis Aragon gibi yazarların bulunduğu Gerçeküstücü gruba katıldı. Bu gruptaki arkadaşlarını Dostların Buluşması adlı tabloda, Dostoyevski ve Raffaello ile yan yana çizdi.

    Gerçeküstücülük Akımı’nın Belçika’daki en önemli temsilcisi olan Rene Magritte (1898-1967), akıl ile akıldışı arasındaki çizgiyi yok sayan resimler yaptı. Bacakları kadın, üstü balık bir deniz kızı; kartal tepeli bir buzul; eğik Pisa Kulesi’ni destekleyen bir kuş tüyü çarpıcı tablolarında yer alan ilgi çekici görüntülerdendir. 1920’den başlayarak Gerçeküstücülerie ilişki kuran İspanyol ressamı Joan Miro (1893-1983) beklenmedik biçimler ve renkler kullandı. Resimlerinde yer alan kadın, yıldız, kuş gibi kendine özgü biçimlerdeki motiflerle düşsel görüntüler yarattı. Bu büyülü motiflerle çocuksu bir dünya kurdu. Gerçeküstücülük Akımı’yla nerdeyse özdeşleşen Salvador Dali’nin (1904-1989) anılarından ve düşlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinde eriyip akan saatler, gövdesinde çekmeceler taşıyan insanlar, boşlukta uçan eşyalar yer alır. Paul Klee, Yves Tanguy ve Giorgio de Chirico da Gerçeküstücülük Akımı’nın önde gelen ressamlarındandır. Bu akımın sinema alanındaki en önemli temsilcisi ise Luis Bunuel’dir.

    Gerçeküstücülük hiçbir ortak kuram ya da birlik olmaksızın, sanatçıların bireysel tavırları doğrultusunda kendi kendine gelişen bir sanat akımı olmuştur.