Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Gökada

  • Okunma : 44

Uzayın sonsuzluğunda bir araya kümelenmiş sayısız yıldızdan, gaz ve toz bulutlarından oluşan dev topluluklara gökada denir. Güneş Sistemi de böyle bir gökadanın parçasıdır. Bütün gezegenleriyle birlikte Güneş’in ve Güneş gibi milyarlarca yıldızın yer aldığı bu topluluk Samanyolu Gökadası adıyla anılır. Çünkü, geceleri donuk ışıklı bir yıldızlar kuşağı gibi gökyüzünde bir uçtan öbür uca uzanan Samanyolu, içinde bulunduğumuz bu gökadanın Dünya’dan görülen bölümüdür. Gökyüzüne serpiştirilmiş saman kırıntılarına benzetildiği için Türkçe’de Samanyolu adı verilen bu kuşağı Eski Yunanlı astronomlar da göğe saçılmış süt damlacıklarına benzetmişlerdi. Bu nedenle, gökada terimiyle eşanlamlı olarak kullanılan galaksi terimi “süt” anlamındaki Yunanca bir sözcükten türetilmiştir.

    20. yüzyılın başlarına kadar bizim dışımızdaki gökadaların varlığı bilinmiyordu. Oysa Samanyolu Gökadası, uzayda kümeler halinde gruplaşarak evreni oluşturan ve birbirlerinden sürekli uzaklaşan sayısız gökadadan yalnızca biridir. Bu gökadaların hepsi öylesine büyüktür ki, boyutları binlerce ışık yılıyla ölçülebilir. (Bir ışık yılı, saniyede 300.000 kilometrelik sabit bir hızla yayılan ışığın bir yılda aldığı yoldur ve yaklaşık 10 trilyon kilometreye eşittir.) Bir gökadayı oluşturan yıldızların sayısı gökadanın büyüklüğüne ve biçimine bağlı olarak 1 milyar ile 1 trilyon arasında değişebilir. Samanyolu’nun ötesindeki dış gökadalardan bazıları çıplak gözle belli belirsiz seçilebilen donuk ışık lekeleri biçiminde görülür; evrenin sınırındaki bazı gökadalar ise ancak en güçlü teleskoplarla görülebilecek kadar uzaktadır.

    Gökadaların çok değişik biçim ve boyutlardaki örnekleri saptanmıştır. Ama astronomlar bu oluşumları üç ana grupta toplayarak sınıflandırırlar: Sarmal, eliptik ve düzensiz gökadalar. Bir sarmal gökada, ortasındaki parlak yıldızlar topluluğu ve bu merkezden çıkan sarmal “kolları” ile fırıldak gibi dönen bir havai fişeğe benzer. Bunlar uzaydaki bütün gökcisimlerinin en büyük ve en güzel örneklerindendir. Eliptik gökadalar yuvarlak bir top gibi küresel, yumurta gibi şişkin ve oval ya da daha basık elips biçiminde olabilir. Düzensiz gökadalar ise, adlarından da anlaşılacağı gibi belirli bir biçimi olmayan dağınık yıldız topluluklarıdır.

    Bu büyük gökadaların yanı sıra, daha küçük çapta pek çok yıldız topluluğu vardır. Cüce gökadalar olarak adlandırılan bu oluşumlar genellikle eliptik gökadalara benzer, ama yapılarındaki yıldız sayısı çok daha azdır. Evrende, ışıkları çok sönük olduğu için göremediğimiz böyle yüz binlerce cüce gökada bulunduğu sanılıyor.

    Gökadaların boyutları, biçimsel sınıflandırmadaki her grupta büyük ölçüde değişir. İçlerinde en büyükleri olan eliptik dev gökadaların çapı 1 milyon ışık yılından fazladır. Buna karşılık, ancak 1 milyon kadar yıldızdan oluşan cüce gökadaların çapı genellikle 5.000 ışık yılını bile bulmaz.

    Samanyolu sistemi sarmal tipte bir gökadadır ve yaklaşık 100 milyar yıldızı içerir. Ama sarmal gökadaların hepsinde bu kadar çok yıldız bulunmaz. Samanyolu Gökadası’nda yıldızlardan başka çok sayıda bulutsu, yani gaz ve toz bulutları yer alır. Sarmal kollardaki yıldızlar gaz ve toz bulutlarıyla iyice örtülmüş olduğundan, bu uzantılar normal teleskoplarla kolay kolay görülemez. Gene de, yoğun toz bulutlarının arasından engellenmeden geçebilen radyo dalgaları ile kızılötesi ışınımlara duyarlı radyoteleskoplar ve kızılötesi teleskoplar aracılığıyla bu kolların biçimi ve yıldızların dağılımı saptanabilmiştir. Astronomlar, Samanyolu gibi sarmal gökadaların kollarındaki toz ve gazların yoğunlaşmasıyla yeni yıldızların oluştuğunu düşünüyorlar.

    Teleskop kullanmadan sönük birer ışık lekesi olarak görülebilecek kadar Samanyolu’na yakın olan üç gökada vardır. Bunlar dev Andromeda gökadası ile Büyük ve Küçük Macellan Bulutları’dır. Bir sarmal gökada olan Andromeda gökkürenin kuzey yarısındadır ve Avrupa ile Kuzey Amerika’dan görülebilir. Düzensiz gökadalar olan Macellan Bulutları çok daha belirgindir; gökkürenin güney yarısındaki bu iki yıldız topluluğu Güney Afrika’dan, Avustralya’nın, Yeni Zelanda’nın ve Güney Amerika’nın güney bölümlerinden izlenebilir.

    Samanyolu’na en yakın gökadalar olan, hatta bu yıldız sisteminin “uydusu” olduğu düşünülen Macellan Bulutları bizden yaklaşık 150 bin ışık yılı-uzaktadır. Andromeda gökadası ise en az 2 milyon ışık yılı ötededir. Samanyolu Gökadası ile birlikte bu üç gökada, bütün “komşu” gökadaların toplandığı bir gökadalar kümesinde yer alır. Hemen çevremizde bulunduğu için “yöresel küme” ya da “yerel grup” denen bu kümede 18 ya da 25 kadar gökada bulunduğu sanılmaktadır. Ama çoğunun ışığı yıldızlararası toz ve gaz bulutlarınca soğurulduğundan bütün üyelerinin sayısı henüz tam olarak saptanamamıştır. Çapı yaklaşık 4 milyon ışık yılı olan yöresel kümenin bilinen en büyük gökadası, Samanyolu’nun hemen hemen iki katı büyüklüğündeki Andromeda’dır.

    Bilinen gökadaların hemen hepsi bir kümenin üyesidir; bilinmeyenlerin de uzayda bağımsız olarak değil, gene kümeler halinde bulunduğu sanılıyor. Gökadamıza en yakın küme, yöresel kümeden çok daha büyük olan Başak kümesidir. Samanyolu’ndan yaklaşık 70 milyon ışık yılı uzaklıktaki bu dev kümede 2.500 kadar gökada bulunur. Fotoğrafı çekilebilmiş en uzak gökadalar ise 2 milyar ışık yılı uzaktaki kümelerin içinde yer alır.

    Bir kümedeki bütün gökadaların sürekli hareket etmesine karşılık kümenin bütünselliği hiç bozulmaz. Öte yandan, gökadalardaki yıldızlar birbirlerinden çok uzakta olduğundan çarpışmaları olasılığı da son derece azdır. Hatta iki gökada, yıldızları çarpışmadan birbirinin içinden bile geçebilir; ama bu çok ender olur. Bazı gökadaların ortasında, yıldızların birbirine çok daha yaklaşmış olduğu parlak bir çekirdek vardır. Bazıları da anlaşılamayan nedenlerle çok güçlü radyo dalgaları ya da X ışınları yayar. Astronomların bir bölümü bu elektromagnetik ışımaların nedenini açıklayabilmek için, bu gizemli gökadaların ortasında yıldızları ve toz bulutlarını içine çeken birer kara delik bulunduğunu öne sürerler. Kuvazarların da çok büyük çapta enerji yayan küçük gökadalar olduğu sanılmaktadır.

    Astronomi bilginleri, “evrenin genişlemesi” sonucunda bütün gökada kümelerinin birbirinden ve yöresel kümeden sürekli uzaklaştığını ortaya koymuşlardır.