Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

İlkel Sanatlar

  • Okunma : 34

İlkel sanat” terimi çok uzun bir zamandan beri batılı olmayan ya da kabile düzeyindeki halkların büyük çeşitlilik gösteren sanat ürünleri için kullanılmaktadır. Bunlar arasında İspanya’da bulunan mağara resimleri, Paskalya Adası’ndaki dev anıtlar, Yeni Zelanda Yerlileri’nin yüz ve bedenlerini kaplayan ilginç dövmeler, Kamerun’daki ağaç oymalar, Kanada’daki taş heykeller, Cava’nın gölge oyunu kuklaları, Guatemala’nın nakışlı çanak çömlekleri, Brezilya'nın çeşit çeşit sepetleri, Alaska’nın totemleri, Panama’nın işlemeli dokumaları, Çinliler’in ölü külü kavanozları, Japonlar’ın pişmiş toprak heykelcikleri ilk akla gelenlerdir. Bazıları tarihöncesinde yapılmış olan bu yapıtların, bazıları da 15. Ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar’ın sömürgeleştirdiği ülkelerde yapılıyordu. Yakın yüzyıllara kadar yapımı sürdürülen bu özgün sanat ürünleri, dünyamızın bazı yörelerinde hâlâ yapılıyor. İlkel sanat adı altında toplanan bu yapıtların aslında birbiriyle hiçbir ilintisi yoktur. Yapıldıkları gereçlerden tutun da, tarihsel gelişmeleri, üslupları, kullanım alanları ve eğer varsa simgeledikleri şeyler bambaşkadır. Öyleyse neden bunların tümüne “ilkel sanat” deniyor?

    Uzak denizlere açılarak yeni topraklara el koyan ve sömürgeler kuran Avrupalılar, bu topraklarda ötedenberi yaşamakta olan insanların uygarlık düzeylerini kendi ölçülerine vurduklarında, bunları çok ilkel buldular. Bu insanların kültürünün, insanlığın gelişiminin daha erken bir evresine denk düştüğünü ve sanatlarının modern batı sanatının “çocukluk” dönemine benzediğini öne sürdüler. Onlara göre bu basit ve incelikten uzak ürünler ancak çocukların ya da akıl hastalarının elinden çıkabilirdi.

    Bugün artık “ilkel” ile “uygar” kavramlarını karşı karşıya koymanın yanlışlığı biliniyor. İlkel sanatla ilgili bir başka yanılgı da bunların zaman içinde değişime uğramadığı, kim olsa ilkel sanat ürünleri yapabileceği yolundaydı. Oysa ilkel sanatlar her yeni kuşakla gözle görülür biçimde değişmiştir. Tıpkı batılı sanatçılar gibi araştıran, özgün yapıtlar yaratan yetenekli sanatçılar yetişmiştir. Son zamanlarda sosyologların, antropologların ve sanat tarihçilerinin çeşitli sanat ürünlerinin ne amaçla yapıldığı ve yapanlarca nasıl değerlendirildiğiyle ilgili araştırmaları, gelişkin bir teknolojiye ve modern araçlara sahip olmayan Yerli topluluklarının, batı toplumlarından farklı bir gelişim süreci izlediklerini, basit ve gelişmemiş gibi görünse de, sanatta kendi içinde yetkin bir düzeye ulaştıklarını ortaya koymuştur.

    Bazı topluluklarda sanat özellikle dinsel törenlere yönelik olarak gelişirken, bazı topluluklarda daha çok süsleme, eğlence ya da ticaret amacıyla ortaya çıktı. Bazen ilkel sanatlarda salt güzel bir şey yaratmak da bir amaçtı. Leonardo da Vinci’nin sanat anlayışı, üslubu ve tekniği Picasso’dan ne kadar farklıysa, ilkel sanatlar söz konusu olduğunda, Nijerya’daki bir Yoruba maske yapımcısı ile Brezilyalı bir sepet üreticisinin ya da sabuntaşından heykel yontan bir Eskimo’nun sanata yaklaşımı o kadar birbirinden farklıydı. Bu sanatçıların ortak noktası her birinin güzel bir şey yaratma tutkusudur.

    20. yüzyılın başlarında aralarında Picasso, Braque, Matisse ve Modigliani’nin de bulunduğu Avrupa’nın önde gelen ressamları antropoloji müzelerinde sergilenen ilkel sanat ürünlerine büyük ilgi gösterdiler. Afrika’dan, Okyanusya’dan, Kuzey ve Güney Amerika’dan toplanmış olan bu yapıtlardan esinlenen Avrupalı sanatçılar, çalışmalarında kolaj gibi yeni tekniklere ve soyut biçimlere yer vermeye, özellikle heykel dalında yeni yöntemler denemeye başladılar. Bu yönelimin sonucunda ilkel sanat ürünleri değer kazanmaya, galerilerde ve açık artırmalarda yüksek fiyatlarla el değiştirmeye başladı.

    Öte yandan uluslararası pazara açılmanın bir sonucu olarak batı sanatından etkilenmeye başlayan ilkel sanatların da, kendi içinde yeni biçimler geliştirildi. Ne var ki, uluslararası pazara açılma ilkel sanatlarda bazı olumsuz etkilere de yol açtı. Yerli topluluklar için önemli bir gelir kaynağı oluşturmakla birlikte, ilk bakışta göz alıcı, ancak birbirinin benzeri olan, özensiz ve taklit eşyalar da üretildi.

    Bugüne kadar ilkel sanatlar üzerinde yapılan araştırmalar, ilkel sanatları sanatsal gelişimin başlangıç evresi olarak tanımlayan düşüncenin doğru olmadığını ortaya koydu. Bu araştırmalardan Yerli topluluklarının yaşam biçimlerine, inançlarına, çevreyi ve yaşamı algılayışlarına ışık tutan önemli bilgiler sağlandı.