Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Istakoz

  • Okunma : 31

Genellikle kayaların arasındaki sığ sularda yaşayan ıstakozlar, yengeç, karides ve kerevitle akraba olan kabuklu deniz hayvanlarıdır. Özellikle kerevitler ıstakozlara çok benzer; bu yüzden, akarsu ve göllerde yaşayan bu kabuklulara tatlı su ıstakozu da denir.

    Istakoz dendiğinde ilk akla gelen turuncumsu kırmızı renkli sert kabuğu olur. Oysa ıstakoz canlıyken kabuğunun sırtı genellikle koyu lacivert renktedir; yalnızca hayvanın karnına rastlayan alt bölümünde kırmızı ve turuncu renkli lekeler bulunur. Ama kaynar suya atılarak haşlandığında bütün kabuğu parlak kırmızı bir renge dönüşür.

    Istakozun göğüs bölümünü kaplayan kabuk hemen hemen tek parça halindedir. Oysa kabuğun geri kalan bölümü yedi parçaya ya da bölüme ayrılmıştır. Bunlardan en sonuncusu kuyruğu oluşturur. Hayvanın göğüs bölümünde beş çift ayağı vardır; bu nedenle, yengeç, karides ve kerevitle birlikte onayaklılar (Decapoda) takımında sınıflandırılır. Ayaklarının başa yakın olan ilk çifti çok büyük birer kıskaca dönüşmüştür. Tuttuğu yeri koparan bu güçlü ve kesici kıskaçlar hem hayvanın korunma silahıdır, hem de avladığı yumuşakçaların sert kabuklarını kırmaya yarar. Öbür dört çift ayağın temel işlevi ise ıstakozun dipte sürünerek yer değiştirmesini sağlamaktır. Ama bu yürüme bacaklarının ilk iki çifti de daha küçük birer kıskaçla sonlanır. Hayvan yakaladığı avı iri kıskaçlarıyla parçaladıktan sonra, hemen arkadaki küçük kıskaçlarıyla tutarak ağzına götürür.

    Ayrıca kürek ya da yelpaze biçimindeki kuyruğunun altında dört çift küçük yüzme ayağı vardır. Istakozun sudaki oksijeni almasını sağlayan solungaçları da ayaklarının gövdeye bitiştiği yerde bulunur. Başının üzerindeki uzun duyargaları ve hareketli bir uzantıyla ileri doğru fırlamış iri gözleri başlıca duyu organlarıdır.

    Istakozlar genellikle gövdelerini yürüme ayaklarının ucunda dengeleyerek denizin dibinde ağır ağır dolaşırlar. Ama ürktüklerinde kuyruklarını hızla ileri geri bükerek suyun içinde 7 metre kadar geriye sıçrayabilirler. Yavaş yavaş geri gitmek istedikleri zaman da yüzme ayaklarını kullanırlar.

    Dişi ıstakoz, yumurtalarını kuyruğunun altındaki yüzme ayaklarına yapışık olarak 10 ay kadar taşıdıktan sonra suya bırakır. Bir üreme mevsiminde tek bir dişinin döktüğü yumurta sayısı 5.000 ile 10.000 arasında değişir. Yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz kendi başlarının çaresine bakmak zorundadırlar; çünkü dişi ıstakoz kuyruğuyla suyu iterek hemen yavrularını kendinden uzaklaştırır. Genç ıstakoz büyürken sert kabuğu büyüyemediği için giderek gövdesini sıkmaya başlar. Bu yüzden hayvan gelişmesinin ilk yılında 14 ya da 17 kez, büyüdükten sonra yalnızca yılda bir kez kabuk değiştirir. Kabuk değiştirme zamanı ıstakozlar için çok tehlikeli bir dönemdir; çünkü bu koruyucu zırhını atan hayvan düşmanlarının karşısında savunmasız kalır.

    Genç ıstakozlar altı ya da sekiz hafta kadar suyun üzerinde yüzer ve bu arada daha büyük deniz hayvanlarına, özellikle balıklara yem olurlar. Canlı kalmayı başaranlar daha sonra dibe iner ve denizin tabanında yuvasını kurarak yaşamını orada sürdürür.

    Büyük kabuklu hayvanların çoğunda olduğu gibi ıstakozların ayaklarının dibinde de özel bir kopma noktası vardır. Böylece, bir kavgada yaralanmış olan ayaklarını kolayca koparıp atabilir ya da düşmanlarına yakalandıklarında ayaklarını bu saldırgana bırakıp kaçabilirler. Eksilen ayağın yerine dipten yenisi çıkar ve her kabuk değiştirişte büyüyerek zamanla normal büyüklüğüne ulaşır.

    Aynı takımın değişik familyalarından birçok hayvan ıstakoz adıyla anılırsa da gerçek ıstakozlar Homaridae familyasındandır. Bunların en tanınmış iki türü de Avrupa ıstakozu (Homarus gammarus ya da vulgaris) ile Amerika ıstakozudur (Homarus americanus). Atlas Okyanusu’nun doğu kıyılarında, Norveç’ten Akdeniz’e kadar uzanan sularda yaşayan Avrupa ıstakozu ortalama 30-35 cm uzunluğundadır; kabuğu da yeşilimsi koyu lacivert renktedir. Atlas Okyanusu’nun Labrador’dan ABD’nin güneyine kadar uzanan batı kıyılarında bulunan ve çok daha iri olan Amerika ıstakozunun 20 kg ağırlığındaki örneklerine oldukça sık rastlanır. Eti için avlanan bu iki türün de ekonomik değeri çok yüksektir. Türkiye çevresindeki denizlerde, sayıları giderek azalmakla birlikte Avrupa ıstakozu ile “böcek” ya da “langust” denen dikenli ıstakoz türleri yaşar. Kabukları pütürlü ve dikenli olan bu ıstakozlar Palinuridae familyasındandır ve iri kıskaçları olmadığı için yalnızca karın bölümündeki etleri yenir.

    Istakoz eti, sindirimi güç olmakla birlikte çok lezzetli bir yiyecektir. Bu dip hayvanlarını avlamak için genellikle ağzı huni biçiminde olan ıstakoz sepetleri kullanılır. Yem olarak içine ölü balıklar konan bu sepetler kıyıya yakın kayalık yerlerde denize bırakılır. Yerinin belirlenmesi için de üstüne bir mantar ya da şamandıra bağlanır. Yeme ulaşmak için yavaş yavaş sürünerek sepetin ağzından içine giren ıstakoz bir daha dışarı çıkamaz.