Bilgi Diyarı

Aşağıdaki Kutu ile Sonsuz Bilgi Diyarı'nda İstediğinizi Arayabilirsiniz...

Denizanası

  • Okunma : 32

Şemsiye ya da çan biçimindeki gövdeleriyle denizde ağır ağır salınır gibi yüzen denizanalarım tanımayan pek yoktur. Bu omurgasız deniz hayvanlarının pelte gibi yumuşak ve yarı saydam gövdesi yüzde 99 oranında sudan oluşur. Bu yüzden dalgalarla sürüklenip kıyıya vurduklarında güneşin sıcaklığıyla yavaş yavaş erirler.

    Mercanlar, hidralar ve denizşakayıklarıyla birlikte hayvanlar âleminin knitliler ya da selentereler bölümünde sınıflandırılan denizanalarının bütün denizlere dağılmış 200 kadar türü vardır. Bu türlerden bir bölümü minik bir su damlacığı büyüklüğünde olduğu halde bazılarının çapı 3,5 metreyi bulur. Küçük olanlar genellikle saydam ya da uçuk pembe ve mavi tonlarındaki gövdeleriyle çok güzel görünümlü hayvanlardır; bazıları da geceleri ışık saçarak denizde yakamozlar oluşturur.

    Denizanaları şemsiye ya da çan biçimindeki gövdelerinin kenarını bir halka gibi çepeçevre saran kas liflerini kasıp gevşeterek yüzerler. Kasılma sırasında gövdenin içindeki su dışarı atılınca denizanası da suyun içinde yukarı ya da ileri doğru hareket eder. Hayvanın hem beslenmesine yardımcı olan, hem de duyu organı işlevini gören çok sayıda dokunacı vardır. Duyu organı olan ince ve küçük dokunaçlar şemsiyenin kenarlarını bir saçak gibi çevrelerken, besinleri yakalamaya yarayan dört ya da daha fazla sayıda büyük dokunaç da gövdenin tam ortasından aşağı doğru sarkar. Bu iri dokunaçların gövdenin altında birleştiği noktada hayvanın geniş midesine açılan ağzı bulunur. Gövdenin çevresinde belirli aralıklarla dizilmiş olan küçük pigment kümecikleri de göz işlevini görür. Ayrıca hayvanın suda denge sağlamasına yardımcı olduğu sanılan başka duyu organları da vardır.

    Kilitlilerin çoğu gibi denizanalannm yaşam çevriminde de bir yere bağlı olarak yaşayan “polip” ve suda serbestçe yüzen “medüz” evreleri birbirini izler. Eşeyli üremeyle oluşan döllenmiş yumurtalardan çıkan oval larvalar denizin dibine inmeden önce bir süre suda yüzerler. Sonra dipte bir yere tutunarak polip evresine girdiklerinde gövdenin üst ucunda dokunaçlarla çevrili bir ağız oluşur. Ardından “tomurcuklanma” denen eşeysiz üremeyle gövdede üst üste binmiş halkalar belirir ve bu halkaların her biri polipten ayrılıp suda serbestçe yüzmeye başlar. Bu hareketli medüz evresine giren yavrular olgunlaşarak erişkin birer denizanasına dönüşür ve bu çevrim böylece yinelenir. Erişkin denizanalannm çoğu deniz yüzeyine yakın kesimlerde, bazıları derin sularda yaşar.

    Denizanalannm dokunaçları yakıcı kapsüllerle donanmıştır. Hayvan bu hücrelerden salgıladığı yakıcı sıvıyla küçük deniz hayvanlannı etkisiz duruma getirir ve dokunaçlanyla kavrayarak ağzına doğru çeker. Tropik denizlerde yaşayan bazı küçük denizanalannm çarpması son derece tehlikelidir. Örneğin Avustralya ile Malezya arasındaki denizlerde yaşayan, kutu gibi dikdörtgen gövdeli bazı denizanalannm zehri insanı birkaç dakika içinde öldürebilir. Oysa Türkiye’yi çevreleyen denizlerde en çok Aurelia aurita türünden zehirsiz denizanaları yaşar.

    Gene knitliler bölümünde, denizanalanna çok benzeyen ama aralannda akrabalık ilişkisi olmayan bir grup hayvan daha vardır. Bunlardan fizalyanın (Physalia physalis) gazla dolu iri gövdesi suyun üstünde bir balon gibi yüzer. Gövdesinin altından aşağıya doğru sarkan dokunaçlarının uzunluğu da 50 metreyi bulur. Yakıcı zehir hücreleriyle donanmış olan bu dokunaçlar uskumru büyüklüğündeki balıkları bile bir dokunuşta etkisiz duruma getirebilir. Bazen fizalya sürüleri yaşadıkları tropik ve astropik bölgelerin uzağındaki kıyılara doğru sürüklenerek buralarda yüzen insanlara zarar verebilir.

    Yunan mitolojisindeki Perseus’un öldürdüğü Medusa’yı gösteren resimlerde, bu canavarın başından saç yerine kıvrım kıvrım yılanlar çıkar. Denizanalannm dokunaçları Medusa’ nın yılan saçlarını anımsattığı için bu hayvanlar medüz adıyla da bilinir. Oysa medüz yalnız denizanalarmda değil knitlilerin hemen hepsinde görülen bir gelişme evresidir.